Boşluk mu?

Eline alırsın kalemi ya da fırçayı…

Tablonun bir tarafını yoğun bir çizim yapar boyarsın, bir tarafına sadelik bırakırsın ve biri gelir bakar, bu tarafını ‘’boş bırakmış’’ der. Boş dediği yerdeki çizimi az bulup emeği göremediği  için boşluğu da anlamlandıramaz kişi.

Boş ne boş bir kelime! senin boş dediğin, ressamın huzurudur tablosuna baktığında nefes alacağı bir alandır, hayal gücüdür, tablosuna baktığında kurduğu hayallerine ayırdığı sadeliktir...

Bizler de hayatımızda ressamızdır bıraktığımız boşluklardaki doluluk, bazen sadeliğimiz bazen ders verişimizle ilgidir.

Göz doldurmaya o kadar alışmışız ki bir yoğunluk görmeyince boş diyoruz. Hadi bir başka örnek verelim okulda derse gelen bir tek sen olmuşsun ve hoca gelir sınıfın kapısını açar bu sınıf boş deyip ders anlatmayıp gider, güzel olur muydu olmazdı tabi ki. 


İşte asıl boşluk insanın o çok dolu sandığı beyninin içindedir. Saygının olduğu her alanda bir doluluk vardır. Bazen bazı alanlar çok doludur ama çok boştur işte.