Bilim dünyasında artık ahlak nedir? sorusundan çok, ahlakın toplumuza etkisi nedir? üzerine düşünülmesinin önemi artmış.
Almış olduğumuz eğitimde, ahlaki açıdan pasif kalınırsa bizleri geliştirmez; ancak yaşamımızda uygularsak geliştirir. Uygulanmayan konular sadece ''ders'' niteliğinde kalır. Çocuklar uygulayarak ve görerek öğrenirler. Bu yetileri zamanla düşünme bilinçlerinin gelişmesini sağlar. İlk başta geniş açıdan düşünemeyen çocuk, çevresini gözlemlediğinde, zamanla neyi neden yapması gerektiğini anlar.
Neden-sonuç bağlantısını anlamaya başlar. Örneğin; 4 yaşında ki bir çocuk toplu ulaşımda ki bir koltuğa ayakkabısıyla bastığında koltuğun kirleneceği sonucunu bilmelidir. 6 yaşında ki bir çocuk ise bu tavrının üzerini de kirletebileceğini bilmelidir. Aile bunu, evimizdeki koltuğumuza neden ayakkabılarımızla oturmuyoruz? veya oturmak ister miydin? gibi düşündürücü sorularla öğretebilir.
Bilim insanı eğitimci ve yazar olan Jan Amos Comenius; ahlak eğitiminin yanı sıra daha küçük yaşlarda "evren bilincinin" verilmesini ve oyunun önemini vurgulamış. Buradan doğayı ve çevresini incelemeye başlayan çocuk ileride doğanın kendisi için önemini kavramaya başlar.
Oyun ise çocuğun öğrenmede ki en iyi yardımcısıdır çünkü çocuk burada girmiş olduğu rollerde uygulayıcıda olmaktadır. Bu bir şeyleri kendi kendine kavraması açıdan önemlidir. Kurallı ve Dramatik (Hayali) oyunlar bu açıdan önemlidir.
Geçmiş biz, gelecek biz oluyoruz. Saygı, duyarlılık kavramını geliştirir. Tüm bu konular özünde saygı barındırır.
Sonuç olarak bireyler toplumun ana kaynağıdır. Eğitim; bilgilerimizi yaşamımızda saygı, sevgi, merhamet, hoşgörü biçiminde yaşamımıza dahil etmemizde yol gösterici olur. Bunlar bizim mesleklerimizle alakalı değil, her konumda ki kişilerin sahip olması gereken özellikleridir.

0 Yorumlar